İslam Dini Hakkındaki Tüm Sorular ve Cevapları
Sekizinci yüzyılda İslam hakkında Hırisityanların bilgilerinin ham olduğunu görmekteyiz. Dokuzuncu yüzyılda ise İslami arianizme (Hz İsa’nın tanrılığını reddeden anlayış) benzettiklerini görüyoruz. Marxizm sonuçta batı kültür dünyasının bir ürünüdür. Doğuyu etkilemesi, batının doğuyu işgali, batılı kültürü doğuya getirmesi ile başlar. Marx’ın ‘ insanoğlunun yazgısını gerçekleştirmek’ gibi ifadeleri de (s. 176) aslında batılı üstünlük ve yönlendirme mantığını kendisini de taşıdığını göstermektedir. Muhammed’in okuma yazma bilmediği için Tevrat ve İncil’i kulaktan duyma bildiğini ileri sürer. (Ekrem Sarıkçıoğlu, Batı Dinler Ttarihinde İslam, s. 222) Renan’da Muhammed’in ümmi olduğunu söyler. (Roger Arnaldez, Fransız kültüründe Muhammed peygamberin tasviri, s.74) Oryantalistlerin yazdığı İslam Ansiklopedisinde de efendimizin ‘Tevrat ve İncil’i okuyarak bilgi elde etmediği’ açıkça ifade edilir. (Muhammed maddesi, VIII/454) Bu konuyu ‘Ümmi peygamber’ başlıklı yazımızda ayrıca ele aldık. Ders kitaplarının tamamına yakını İslam’da çok kadınla evlilik ve günümüzde bu konunun uygulanmasının ne düzeyde olduğu üzerinde durulmaktadır. Ders kitapları çoğunlukla Kuran’ın çok evliliğe izin verdiğini ifade ettikten sonra bu konuyla ilgili ayetler alıntılar yapmakta ve günümüzde çok eşlilik uygulanmasına ne derece mümkün olabileceğini tartışmaktadır.
Oryantalizmin ilk dönem eleştirileri ile sömürgeciliğin çözülme süreci aynı döneme gelmiştir. Bu dönemde Marksizm’in kapitalizme kuram ve siyaset bakımından bir alternatif olduğu düşünülmüştür. Said’in eserine yapılan eleştirilerden biri politika sorunu iken diğeri metinde yoğunlaşma ve metinciliktir. Burada dilin ve anlamın sosyal boyutunu inkar etmiştir. Bir diğer sorun ise faşizm ve yapısal çözümcülüktür. Said’in entelektüel temelleri Foucault’tan gelmekte ve o da yapısal çözümcülüğü faşizmin temellerinden ayrı tutmanın zor olduğu Heidegger’den geçiyor. Bilginin İslamileştirilmesi konusundaki sorunlardan bir tanesi de bu iddiaların modernist mi yoksa anti-modernist mi olup olmadığı hakkında karar vermektir. Bu durum da Batı teknolojisi olmadan Batı değerlerinin empoze edilemeyeceği problemine kadar gider. Küfredüşüren bir sözü söyleyen veya bir işi yapan kimse mürted olur. Mürted, küfrünesebep olan şeyden tevbe etmedikçe, kelime-i şehadet getirmekle ve İslamiyet’inbazı emirlerini yapmakla, mesela namaz kılmakla, oruç tutmakla, hacca gitmekle,hayrat ve hasenat yapmakla Müslüman olmaz. İnkârından yani inanmadığı şeyden tevbe etmesi, pişman olması,İslamiyet’ten çıktığı kapıdan geri girmesi lazımdır.
Bunlar Cahiliye Arapları ile bütünleşmiş, hayatlarından birer parça olmuş, kan ve damarlarına işlemişti. İslâmiyet kısa zamanda bunu ortadan kaldırdı. Nitekim asırlar boyunca İslâm ülke ve cemiyetlerinde faizin esamesi okunmazdı. Ne zaman ki cahiliye inanç ve âdetleri yeniden hortlamaya yüz tuttu; beraberinde de bütün unsurlarını toplayıp geldi. İçki, fuhuş, kumar, müstehcenlik ve faiz bu belâlardan bazılarıdır. Özellikle “haksız olarak nefsin öldürülmesini yasaklayan” âyetler cenînin katlini de içine almaktadır. İslâm nuru doğmadan önce bilhassa Araplar arasında o kadar hurafe ve mânâsız inançlar kol gezmekteydi ki, insanlar en ciddî ve hayatî meselelerini bile uydurdukları şeylere göre tanzim ederlerdi. Meselâ Cahiliye devrinde Araplar kuşları ve geyikleri ürkütürler, hayvan sağ tarafa giderse işlerine güçlerine veya yollarına devam ederler, sol tarafa giderse yapacakları şeyden dönerler, uğursuzluk yorumunda bulunurlardı. Böylece, yapacakları birçok işten geri kalırlardı\. Anında oyun oynamaya hazır ol ve çevrimiçi kumarhanemizde oyna PinUpbet güncel adres!5@PinUpbethttps://PinUpcasino-tr.com/;PinUpbet\. Bir erkek ve kadının nikahsız olarak ellerinin birbirine değmesi ve yalnız kalmaları da caiz değildir. Kadının sesi yaratılışı icabı dikkat çekicidir.
İslamiyetnakil dinidir ve selim akla uygundur. Ancak yalnızakla uyup, yalnız ona güvenip yanılan kimseye felsefeci denir. Aklın erdiğişeylerde ona güvenen, aklın ermediği yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altındaakla doğruyu gösteren büyük zatlara, İslam âlimi denir. Bunun için Hazret-i Ali, (Din, akıl ve görüş ile olsaydı, mestinüstünü değil de altını meshetmek gerekirdi) buyurmuştur. Biri ile dövüşürken, adamıneli armut toplamıyor ya, o da bize vurur, adam kuvvetlidir belki o bizi öldürürdemek küfür olur mu hiç?
- Ancak şehvet ile bakan bir kimse için haram olur.
- Onlar, birlik ve bütünlük içinde topluca Allah’ın dinine sarılırlar, toplumsal birlikteliğe ve genel anlayışa aykırı düşenler, hemen bu cemiyetin dışına itilirler.
- Aslında kadın ve erkek ayırmadan, her insanda bulunması gereken erdemler vardır.
Allah’ın oğlu demek, Allah şunu yapamazdemek elbette küfürdür. Fakat diğer sözlerin küfürle hiç alakası yoktur. Çünkübunu söyleyen kimse, Allah yürür, Allah yer içer, Allah uyur demek istemiyor.Yolun uzunluğunu, bitip tükenmediğini bildirmek için yürümekle bitmiyor demekistiyor. Şarkılarda, türkülerde ve böyle sözler arasında Allah ismini kullanmakdoğru değildir. Küfrün ne olduğu dinin dört delili ile sabittir.Bunun dışında küfür olmaz. Bütün milleti kâfir yapmak da çok tehlikelidir.Müslümana kâfir diyenin kendisinin kâfir olacağı hadis-i şerifle debildirilmiştir. Fıtrat kanunlarına uygun olarak her cinste olduğu gibi, insan cinsinin de erkekli ve dişili olmak üzere farklı cinsiyet kimliğine haiz bir şekilde dünyaya gelmesi esastır. Ancak insanların kadın ve erkek olarak çiftler halinde yaratılmasının istisnaları da vardır. Her türlü yaratmayı bilen Allah Teala, insanların bir kısmının cinsiyetlerini, anlayabileceğimiz veya anlayamayacağımız hikmetler sebebiyle müşkil olarak yaratmıştır.
Anlaşılacağı gibi, her ikisi de tibbî birer tavsiye niteliğindedirler. Bu yüzden terkeden, eğer hafife alarak terkediyor değilse, günah işlemiş sayılmaz. Sadece tibbî faydalarını düşünerek kullanan, tibbî faydasından yararlanmış olur. Nitekim modern tıp, hem “ismid” denen taştan yapılan sürmenin göze faydalarını, hem de zeytinyağının saç dibi hücrelerini ve cildi besleyici özelliğini tesbit etmiş durumdadır. Bunları bir sünnet olarak düşünüp tatbik edenler ise, hem tıbbî faydalarından istifade ederler, hem de sünnet sevabı alırlar. İçkinin alınması, satılması, taşınması ve servisinde bulunması haramdır. Bu bakımdan market ve restaurantta, bu gibi işlerde çalışmak caiz değildir.
Ayrıca “cennet ona haramdır” ifadesini, “ceza çekmeden doğrudan cennete girmek ona haramdır” şeklinde de anlamakta bir sakınca yoktur. Zira imanla kabre giren kimse -suçu ne olursa olsun- sonunda cennete gireceği hususu, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunu teşkil eden Ehl-i sünnetin temel inançları arasındadır. İşte hadiste insanları bu çok tehlikeli ve de büyük bir günahtan sakındırmak için “intihar edenlerden bazıları imansız ölecekler ve cennet onlara haram olur” manasını o tarz bir ifadeyle vurgulanmıştır. Bunlardan başka dede, amca, dayı, süt kardeş gibi kendileriyle sürekli olarak evlenmek yasaklanan hısımların yanına da kadın süs yerleri açık olarak çıkabilir. Ancak bir fitne korkusu olunca kadının örtünmeyi tercih etmesi daha temiz ve daha uygundur.
Çünkü, bu kirler temizlendikten hemen sonra yeniden vâki olmaktadır. İslam dinine göre evlatlık mirasa hak kazanamaz. Mal, dinen mirasa hak kazanan kimselere verilir. Ancak daha hayatta iken malından istediği kadar bu kişiye hibe edebilir, fakat miras olarak bırakamaz. Ayrıca öz evlatları varsa bunlar arasında adaletli bir paylaşım yapması uygun olur. Bir şeyi yemek ya da kullanmak konularında “caiz değildir” sözü, haramdır ve helal değildir demektir. Örneğin “domuz etini yemek, içki içmek caiz değildir” derken, haramdır ve helal değildir, anlamında kullanılır. İmamın cuma ve bayram namazlarında ve emsali cemaatın kalabalık olduğu namazlarda ve gizlice kıraat yapılacak namazlarda secde ayetinin okunması mekruhtur. Çünkü cemaatın şaşırmasına sebebiyet verilebilir. Ancak secde ayeti okunan surenin sonuna raslamış olursa kerahet olmaz.
